Pavlov Psikoloji

Psikanalizde Kullanılan 3 Teknik

İnsan karakterinin oluşmasında doğa mı etkilidir yoksa çevre mi? Bu soru psikoloji biliminin en tartışmalı sorularından olup, her iki seçeneğin karakterin oluşumu üzerindeki etkisinin de yadsınamadığı bir sorudur.

Biz yapay zekaya soralım dedik, o da sağ olsun bilmediğimiz bir şey söyleyemedi bize. Yok efendim bu süregelen bir tartışmaymış da, karakterin oluşmasında doğamız da çevremiz de önemliymiş de… Olmamış bu efendim, daha iyi kodlayın yahu!

Pavlov Blog’da bugün Sigismund (Sigmund) Freud’un psikanalizinde tedavinin nasıl olduğuna değineceğiz. Düşüncelerini onlarca yazının anlatmaya yetmeyeceği Freud’un psikanalizde kullandığı 3 tekniğe değineceğiz. Keyifli okumalar.

Psikanalizde Kullanılan 3 Teknik

Serbest Çağrışım Nedir?

Meşhur bir divan vardır bilir misiniz… Osmanlı divanı değil tabii bu, bildiğiniz yatak olan. Hastanın oraya uzanarak, psikanalistin makinistliğinde zamanda geriye doğru bir yolculuk yapması serbest çağrışım tekniğiyle olur.

Psikanalizin önemli taşlarından biridir bu teknik. Ne olur bu teknikte, analist nasıl bir yönlendirme yapar. Freud 1912’de kaleme aldığı yazısında su gibi berrak şekilde anlatıyor: “Günlük olağan konuşmalarında insan, düşünce düzenini koruyabilmek ve anlatmak istediği ana konudan kopmamak için, düşünceleri arasındaki bağlantının korunmasına özen gösterir. Ancak, burada farklı bir biçimde konuşmam gerekiyor. Konuşman sırasında zihnine gelen bazı düşünceleri sakıncıları bulduğun için ya da eleştiriye uğramak kaygısıyla dile getirmek istemeyeceksin. Bazı düşüncelerini, saçma, önemsiz ya da konuştuklarınla hiç ilgisi yok gibi gerekçelerle zihninden uzaklaştırmak isteyeceksin. Bu gibi eleştirilere kapılmadan konuşmanı istiyorum. Söylemek istememene karşın, yine de zihnine her geleni anlatmaya çalış. Giderek böyle bir yöntem izlemenin neden gerekli olduğunu sen de çok iyi anlayacaksın. Bir geziye çıktığını ve trenin penceresinden izlediğin hızla değişen görüntüleri, yanında oturan birine anlatıyormuşçasına davran. Ne denli tatsız olursa olsun, zihnine gelen her düşünceyi, hiçbirini saklamaksızın anlatmaya söz vermiş olduğunu unutma.”

Freud’un bugün Freud Museum’da sergilenen odası. Bir hastası bu oda için şöyle demiş: ”Odalar, herhangi bir hasta için bir sürpriz olmalı, çünkü hiçbir şekilde bir doktorun muayenehanesini değil, bir arkeoloğun çalışma odasını hatırlatıyordu… Buradaki her şey, insanın modern hayatın telaşını geride bırakmasına, günlük bakımıyla insanın kendininkinden korunaklı hissetmesine katkıda bulunuyordu.”

Yorumlama Nedir?

”Bir insanın sorunları üzerine düşünsel bilgi sahibi olmak, sorunlara çözüm getirmez.” diyor Freud. Analistler için söylüyor bunu, yorumun niteliğine binaen. Psikanalizin en önemli tedavi araçlarından biri yorumlama. Tabii bu yeteneğe sahip olmak için etkili bir dinleme becerisi (konuşmak için sıramızın gelmesini beklemek yerine karşı tarafa odaklanmak), empati, derin içgörü gibi birçok ekstra gerekiyor. Sertifikayla olmuyor maalesef Lacan’ın da dediği gibi.

Genel olarak tedavinin ilerlemesini sağlayacak temel öğe, analistin hastanın psikodinamiğini keşfetmesinden ziyade, zamanlaması iyi ayarlanmış yorumlarla bilinçdışı direncini azaltarak, hastanın kendi iç dünyasını kendisinin tanımasına ortam hazırlamak.

Transferans Nedir?

Teknikten ziyade, psikanaliz tedavisinde çözüme kavuşturulması gereken bir direnç tepkisidir bu.

🐶 Direnç: Tedavinin ilerlemesini engelleyen, hastanın her çeşit tepkisi bir direnç belirtisidir. Bazı örnekler: Hastanın söylediği sözü düzeltmesi, tedavi yöntemini eleştirmesi, dil sürçmesinde bulunması, uzun sure sessiz kalması, giysi parçasıyla oynaması, konu dışı sorular sorması, randevuya gelmemesi, farklı gerekçelerle düşüncelerine sansür uygulaması…

Hasta, serbest çağrışımla birlikte zihninin kıyıda köşede kalan materyalini saf bir şekilde ortaya çıkardığından; saklı tutulan duygular analiste yönelmeye başlar. Çocukken anne, babaya karşı gelişen duygular şimdi de analistle birlikte yaşanır. Bu duruma transferans deniyor; Türkçe’ye de aktarım olarak çevriliyor. Birçok aktarım türü var ama şu ihtimaller daha baskın:

Analist ve hasta arasında dostane duygular gelişebilir. Bu durum tedavi için iyi bir niteliktir.

Cinsel boyutu da olan güçlü bir sevgi bağı oluşabilir. Olumlu transferans deniyor buna.

Hastanın cinsel ve saldırgan yönleri analiste yöneldiği durumlar oluşabilir. Buna da olumsuz transferans deniyor.

Analistler aktarımı fırsat olarak görürler genelde çünkü ortaya işlenecek malzeme çıkmıştır tabiri caizse. Olumlu da olumsuz da olsa bu aktarım, süreci bir şekilde lehe çevirmek esas.

Psikoterapi bir ağaçsa, psikanaliz onun kökü, Freud ise çiftçisidir. Başka yazılarımızda tekrar görüşmek üzere.

Kaynaklar

Bloglar

Chat GPT: https://chat.openai.com/

Freud Museum London: https://www.freud.org.uk/about-us/the-house/sigmund-freuds-famous-psychoanalytic-couch/

Psychology Today: https://www.psychologytoday.com/us/basics/transference

Kitaplar

Gençtan, E. (2006). Psikanaliz ve sonrası. Metis Yayınları.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top